Üsküdar Haritası

GAZETELER

Hürriyet Sabah
Milliyet Star
Yeni Şafak Türkiye
Bülent ŞİRİN

Barcelona antipatisi ve sıradanlığın dayanılmaz hafifliği

bulentsirin1967@gmail.com
Eşref saati geldiğinde maç yayınlayan sevgili TRT'miz de ilk maçı pas geçmiş, Anderlecht'in sahasındaki maçı yayınlayacak.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Paylaş :
''Antipati''yi açıklamadan önce biraz gerilere gidelim: Bayern Münih'in dönemi, yani 1974-75-76 yılları benim futbola ilk ilgi duymaya başladığım döneme rastlar. Bilindiği gibi bu kulüp üç yıl arka arkaya o zamanki adıyla Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kazanmıştı ve 1974'de Dünya Şampiyonu olan Batı Almanya'nın da nüvesini oluşturuyordu. Bu dönemin sonunda, Avrupa Kupa Galipleri Kupası sahibi Anderlecht ile süper kupa finalinde oynamaya hak kazanmış ve ilk maçı kendi sahalarında 2-1 kazanmışlardı.

Eşref saati geldiğinde maç yayınlayan sevgili TRT'miz de ilk maçı  pas geçmiş, Anderlecht'in sahasındaki maçı yayınlayacak. Babam ve arkadaşlarıyla geçtik televizyonun karşısına seyrediyoruz. Hiç unutmuyorum, spiker Abidin Aydoğdu. Fakat o da ne? Bizim spiker sanki Türk takımıyla Yunanistan ya da Kıbrıs Rum Kesimi maçı oynar gibi Anderlecht yanlısı maç anlatıyor. Çocuğum ama Türkiye'de eşyanın tabiatının böyle olmadığını bilecek kadar dünyadan haberdarım. Anderlecht 4-1 kazanıyor, sonuç Bayern için tam bir hezimet. Bense büyük şaşkınlık içindeyim. Acaba Alman takımı ne yapmıştı da böyle bir nefreti hak etmişti? Hani ne bileyim, Türklere bir ''yanlış'' mı yapmıştı? Hayır, öyle bir şey yoktu. Meseleyi anlamak, orta yaşlarıma doğru Barcelona döneminde nasip olacakmış.

Aradan geçen zamanda muhtelif takımların dönemleri oldu. Nottingham Forest, Liverpool, Milan, Real Madrid vs. Ancak benim takip ettiğim yıllarda Barcelona dönemi gibi bir dönem hiç olmadı. Herkesin bildiği gibi, Barcelona alt yapı ağırlıklı bir kadroyla bu inanılmaz başarıya imza atmıştı, hem de artık dünyanın küçük bir köye döndüğü ve özellikle büyük kulüplerin yer kürenin her metrekaresinde bulunabilecek üst düzey yetenek sahibi futbolculara çok erken ulaşabileceği, dolayısıyla mükemmel kadrolar kurarak alt yapı takımlarına hiç şans tanımayacakları yönünde bir inanç hakim olmaya başlamıştı. İşte böyle bir zamanda Barcelona çıktı, Katalan gençleri ağırlıklı bir kadroyla bugüne kadar erişilmemiş bir başarıya imza attı. Hem de karşısında transfere olanca gücüyle abanarak, adeta Barcelona tezini çürütmeye çalışan ezeli rakibi olmasına rağmen. O ezeli rakip ki, kadrosu ne kadar göz kamaştırıcı olursa olsun Barcelona karşısında en çaresiz dönemini yaşamaktaydı belki de.

İşte böyle bir ahval ve şeraitte Barcelona bütün dünya futbolunu peşine takmış dolu dizgin giderken, çevremizde garip garip tepkiler görmeye başladık. Bunlar sadece Real Madrid taraftarları da değildi üstelik. Futboldan anlayan ve sağduyu sahibi insanlar, Barcelona'nın futbolundan keyif almadıklarını söyleyip buna abuk subuk gerekçeler gösteriyorlardı. Geçen gün Mehmet Demirkol, Osasuna'ya sekiz gol attılar diye Barcelona'yı açıkça ayıpladı örneğin. Belirgin bir gerekçe de gösteremedi. Güle oynaya Arda'lı (!) Atletico Madrid'i beşlemelerine ne diyecek, doğrusu merak ediyorum.

Anlaşılır gibi değildi doğrusu. Bu takım İtalyanların futbol dünyasına en büyük armağanları (!) olan katenaçyo benzeri bir taktikle oynayıp futbolu alabildiğine çirkinleştirse ve hep öyle kazansa buna ben de büyük bir zevkle antipati beslerim. Fakat öyle bir şey yok, söz konusu takım gol rekorları kırarak, önüne çıkanı iki seksen yere uzatarak başarıdan başarıya koşuyor. Dünyanın dört bir yanından en seçme futbolcuları alıp kadrosuna katacak güce sahip olmayan takımlar için bir örnek, bir kutup yıldızı vazifesi görmüyor mu bu Katalan bölgesinden Dünya'nın 8. harikasını üreten kulüp? İsteseler onlar da çılgınca transfer yaparak yarışa devam ederlerdi, eskiden olduğu gibi.

Galiba insanoğlu sıradanlığı seviyor. Ne kadar inkâr etse de bu böyle. Oynanan futbolun başta estetik olmak üzere herhangi bir sorunu yoksa, hep aynı takımın kazanıyor oluşu neden rahatsızlık kaynağı oluyor? Sanki kabahat? Minibüs edebiyatı, ''nazar etme ne olur, çalış senin de olur'' der bu durumda. Bulun 226'yı, devirin hükümeti. Bulamıyorsanız kusura bakmayın. Geçersiniz sıraya, afiyetle üçer beşer tane yersiniz. Haa, Roma bile yıkıldığına göre bu döngü de bitecektir bir gün. O zaman külleri üzerinde sıradanlığın dayanılmaz hafifliğiyle tepinirsiniz, eski TRT spikeri gibi.


Bülent ŞİRİN


Puan Ver 5Puan Ver 5Puan Ver 5Puan Ver 5Puan Ver 5
Diğer Yazılar Başlık Sol Kısım

Bu Yazarın Önceki Yazıları

En Çok Okunan Haberler

Diğer Yazılar Başlık Sağ Kısım

GOOGLE ÖZEL ARAMA

Üsküdar Nöbetçi Eczaneler Günlük Burç Yorumları
Paylaş :
Takip Et :
Üsküdar 34 Feedburner
www.uskudar34.com © 2007-2015 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki içerikler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek ve Bilgi : info@uskudar34.com
Bu sayfa 0.02 saniyede yüklendi.

www.uskudar34.com web sitesinde yer alan tüm sayısal ve sözel içerik sadece bilgilendirme amaçlıdır. Köşe yazılarında yer alan içerik yazarların kendi görüşleri veya alıntı(kaynak gösterilerek) olup; ilgili konu hakkında uskudar34.com'un genel görüşünü yansıtmaz.

Web sayfalarımızda yer alan bilgiler ve doğrulukları tarafımızca garanti edilmemekte olup, bu bilgiler belli bir getirinin sağlanmasına yönelik olarak verilmemektedir. Bu nedenle bu sayfalarda yer alan bilgilerdeki hatalardan, eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı uskudar34.com sorumlu tutulamaz.

sanalbasin.com üyesidir